<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12809/228">
<title>Kamu Yönetimi Bölümü Koleksiyonu</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12809/228</link>
<description/>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.12809/10341"/>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.12809/10227"/>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.12809/10050"/>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.12809/9921"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-04-19T23:49:14Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12809/10341">
<title>MSKU Ulusal Disiplinlerarası Öğrenci Kongresi bildiriler kitabı</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12809/10341</link>
<description>MSKU Ulusal Disiplinlerarası Öğrenci Kongresi bildiriler kitabı
Gezgüç Kaya, Gözde Müşerref; Halis Öztürk, Büşra; Tilki, İlay; Kale, Mümin Volkan
21. yüzyılda günlük hayatımız, karşılaştığımız sorunlar, olaylar ve olgular karmaşıklaşmış ve çok boyutlu bir yapıya doğru evrilmiştir. Bu durumları çözebilmek ve üstesinden gelebilmek için farklı bakış açılarını bir arada kullanmanın önemli olduğu her geçen gün daha da iyi anlaşılmaktadır. Karmaşıklaşan ve hızla değişen dünyanın sorunlarına yönelik çözüm geliştirebilmek için, farklı disiplinleri entegre eden bir yaklaşımı benimsemek gerekmektedir. Bu noktada sorunlara tek taraflı bakış açısı ile yaklaşmaktan ziyade, disiplinlerarası bir bakış açısıyla çalışma yapabilme esnekliğine sahip olmak tüm dallarda çalışan bilim insanları için artık bir gereklilik halini almıştır.&#13;
Disiplinlerarasılığın en temel ilkesi çok farklı alanlara duyarlı olma ve açık olma fikridir. Bu fikrin yaygınlaştırılması bağlamında Yükseköğretim Kurumları da üzerlerine düşen görevi yerine getirmelidir. Bu bağlamda düzenlemiş olduğumuz MSKÜ Ulusal Disiplinlerarası Öğrenci Kongresi; sosyal, fen, sağlık ve eğitim bilimleri alanlarında öğrenim gören tüm ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin disiplinlerarası çalışmalarını tanıtacakları, paylaşacakları, tartışacakları ve yeni bakış açıları elde edebilecekleri bir bilimsel platform oluşturulması amacıyla ortaya çıkmış bir organizasyondur. Bu organizasyon ile öğrencilerimizin farklı bakış açılarını tanımaları, değerlendirebilmeleri ve kendi yaklaşımları ile entegre edebilmeleri, entegre bilgi ile çoklu mercekle görebilme ve problem çözme yeteneklerini geliştirmelerini, eleştirel düşünebilme becerilerini geliştirmelerini ve nihayetinde kazanacakları bilimsel okuryazarlık ile bilime karşı tutumlarını geliştirmeyi hedefledik.&#13;
Bu anlamda Türkiye’de ilk olma özelliği gösteren Kongremizin kurumsallaşarak, gelecek yıllarda da devam etmesini temenni ediyoruz.
</description>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12809/10227">
<title>A Model Proposal for Local Governments to Increase Citizen Involvement in the Age of Information Society and E-Government: Crowdsourcing</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12809/10227</link>
<description>A Model Proposal for Local Governments to Increase Citizen Involvement in the Age of Information Society and E-Government: Crowdsourcing
Aldemir, Ceray; Şen, Eyüp
Crowdsourcing is a form of citizen participation in which an institution has a question submits to citizens via the internet in order to get citizens to think about innovative solutions to the problem. Several municipalities around the world have already used this means, but it has not yet been clear exactly how they can use it and which preconditions play a role in this. Thus, this chapter argued the concept of citizen involvement in the age of ICT by emphasizing the two related terms e-government and e-local government, then secondly the chapter underlined the importance of the necessity of citizen participation in the policymaking process. In the third section of this chapter, it has been argued the crowdsourcing concept as a tool of participation in the age of ICT. Then finally the paper outlined a model for local governments that may use the crowdsourcing approach in the decision-making process.
</description>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12809/10050">
<title>Bilge Mimar Turgut Cansever’in Perspektifinden Türkiye’de “Yatay Mimari” Meselesi</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12809/10050</link>
<description>Bilge Mimar Turgut Cansever’in Perspektifinden Türkiye’de “Yatay Mimari” Meselesi
Bıçkı, Doğan; Kırkan, Merve
Yatay mimari söylemi, çok katlı yapıların İstanbul’un tarihi siluetine zarar verdiği yönündeki tartışmaların ardından, hükümetin şehircilik politikasının önemli bir unsuru olarak takdim edilmiştir. Şehirlerin görünümüne yapacağı katkıların yanı sıra, yatay mimarinin mahalle kültürünü yeniden inşa ederek komşuluk ilişkilerini güçlendireceği, doğal afetlerden sonra oluşacak yapı hasarlarını azaltacağı ileri sürülmüştür. Bu düşünceler eşliğinde yatay mimari anlayışının mevzuata yansıması 2017 yılında yürürlüğe giren Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği ile olmuştur. Yatay mimari söylemi, kat yüksekliklerini sınırlandıran düzenlemelerin yanı sıra 11. Kalkınma Planına ve seçim manifestolarına da yansımıştır. Ancak yatay mimari adına yapıldığı söylenen yasal düzenlemelerin ve projelerin yerindeliği yeni bir tartışma alanı ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmada, hükümetin yatay mimari söylem ve uygulamaları, bu anlayışın öncüsü olan mimar Turgut Cansever’in perspektifinden analiz edilmiştir. Cansever’in ufki kat mülkiyeti, ondan mülhem olarak izleyicisi H. İbrahim Düzenli’nin ufki(yatay) şehircilik olarak isimlendirdiği anlayış, 1-2 katlı müstakil bahçeli konutlardan oluşan, Osmanlı kent sisteminden ilham alan ve bugünün yapılaşma sisteminden tamamen farklı bir şehirleşme anlayışını yansıtmaktadır. Bu bağlamda, ülkemizde yatay mimari söylemi sonrasında yapılan uygulamalara bakıldığında, eskisine göre önemli bir kazanımın elde edildiğini söylemek mümkün değildir. Sonuç itibariyle, hükümetin yatay mimari söyleminde dile getirilen hedefler ile mevcut yapılaşma pratiklerinin birbirleriyle uyumlu olmadığı görülmektedir.; After debates about whether or not multistory buildings damaged the historical silhouette of Istanbul, the horizontal architectural discourse was established as an important element of the government's urban policy. It has been argued that horizontal architecture will strengthen neighborly relations by rebuilding neighborhood culture and reducing building damage after natural disasters, in addition to contributing to the appearance of cities. Based on these considerations, the Planned Areas Zoning Regulation, which came into effect in 2017, reflects the horizontal architecture discourse in the legislation. The Eleventh Development Plan, election manifestos, and regulations limiting floor heights all reflect the horizontal architecture discourse. However, the applicability of horizontal architecture as well as the pertinence of regulations and projects purportedly created for horizontal architecture have sparked a new debate topic. In this paper, the horizontal architectural discourse and practices of the government are analyzed from the perspective of architect Turgut Cansever, a pioneer of horizontal architecture. Cansevers 'horizon condominium,' which was called horizon (horizontal) urbanism by his follower H. Ibrahim Drizenli, reflects a completely different type of urbanization from today's construction system, which consists of 1-2 story detached houses with gardens and was inspired by the Ottoman city system. In this context it is impossible to state that the applications made after the horizontal architectural discourse in our country have resulted in a significant improvement compared to the past Thus, it is evident that the objectives of the horizontal architectural discourse and the existing construction practices are incompatible.
</description>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12809/9921">
<title>Osmanlı Belediyeciliğinin Dönüm Noktası: 1877 Tarihli Vilâyât Belediye Kanunu</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12809/9921</link>
<description>Osmanlı Belediyeciliğinin Dönüm Noktası: 1877 Tarihli Vilâyât Belediye Kanunu
Coşkun, Bayram; Pank Yıldırım, Çiğdem; Şen, Eyüp
Türkiye’de yerel yönetim tarihinin 1855yılında Şehremanetinin İstanbul’da kurulması ile başladığı bilinmektedir.O dönemde başkenttebelediye teşkilatının kurulmasını takiben süreçvilayet nizamnameleri ile taşrada da belediyelerin kurulması ile devam etmiştir. Tarihimizin ilk anayasası olan 1876 tarihli Kanun-u Esasiile belediyeler anayasal kuruluş olma niteliğini kazanmıştır. Kanun-u Esasinin 112. maddesinde belediyeler düzenleme konusu yapılmış vebelediyeler hakkında özel kanun çıkarılacağı hüküm altınaalınmıştır. Anayasa’nın amir hükmünün gereği,1877 yılında “Dersaadet Belediye Kanunu” ile “Vilâyât Belediye Kanunu” nun Meclisi Umumi tarafından kabul edilmesi ile yerine getirilmiştir. Bu çalışmada 5 Ekim 1877 (27 Ramazan 1294) yılında yürürlüğe giren “Vilâyât Belediye Kanunu”öngördüğü belediye yapısı; görevleri, organları, organlarının işbaşına gelmeyöntemleri, personeli ve mali kaynakları gibikonular bağlamında tanıtılmaktadır.Söz konusu inceleme kanunun orijinal metni üzerinden yapılmış, ayrıca dönemi anlatan ilgili literatürden de yararlanılmıştır. Bunların yanında tarihimizin ilk belediye kanunu olan bukanunun oluşturduğu belediye yapısı yerigeldiğindedeğerlendirmeyetabi tutulmuştur.
</description>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
